Online Eğitim
Çocuğunuzla sürekli inatlaşmak zorunda kalmadan, güç savaşı yaşamadan hem kendinizi hem çocuğunuzu gözeterek sağlıklı bir iletişim kurabilirsiniz.
İş Birliğine İlk Adımı At
Belki sen de bunları yaşıyorsun…
“Tableti bırak.”, “Yatma zamanı.”, “Ödevini yap.”, “Bunu şimdi alamayız.” gibi cümleleri tekrar tekrar söylemek, çocuğunun itirazlarıyla karşılaşmak ve sonunda sesini yükseltmek zorunda kalmak…
Belki de en yorucu tarafı, bütün bunların sıklıkla yaşanması. Bağırmak, tehdit etmek, cezalandırmak ya da sürekli pazarlık yapmak istemiyorsun. Ama o an geldiğinde ne yapacağını bilemediğin için kendini yine aynı tepkinin içinde buluyorsun.
Aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar elde edemezsin.

Çocuğunla yaşadığın çatışmanın altında ihtiyaçları, duyguları, ebeveynlik kalıplarını ve iletişim biçimlerini fark etmek ilişkinizi dönüştürür. İşte bu eğitim, tam olarak bu noktadan yola çıkıyor.
Bazen çocuğunla iletişim kurarken ne söylediğinden çok, nasıl söylediğin ve nasıl bir ilişki içinde olduğun daha önemlidir. Çocuğun seni dinlemediğinde sen daha çok söylüyorsun, o direniyor; sen daha fazla kontrol etmeye çalıştıkça o da kendi kontrol alanını korumak için daha fazla karşı çıkıyor olabilir. Böylece fark etmeden bir güç savaşının içine giriyorsunuz. Bu döngü uzadıkça hem sen hem çocuğun birbirinizi duymakta zorlanıyorsunuz.
Çünkü çocuğumuzla kurduğumuz sağlıklı iletişim yalnızca bugünü kurtarmıyor. Gelecekte kendiyle ve başkalarıyla iletişim kurma biçimini de olumlu etkiliyor.
Duygusunu ifade ettiğinde sürekli susturulan, küçümsenen ya da yargılanan çocuk zamanla duygularını paylaşmak yerine saklamayı öğrenir; ihtiyaçlarını söylemek yerine karşısındakinin beklentilerine göre hareket eder; “hayır” demenin ilişkiyi bozacağından korkar.
Çocuklar büyüyecek ve kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenecek. Her ebeveyn çocuğunun kendini ifade edebilmesini, sınırlarını fark edebilmesini, rahatsız olduğu bir durumda hayır diyebilmesini, ihtiyaç duyduğunda yardım isteyebilmesini ve bir ilişkinin güvenli olup olmadığını değerlendirebilmesini ister.
Bunun en önemli temelleri çocuğun evde kurduğu ilişkilerde atılır. Çocuğunuz evde “Duygum önemli.”, “İhtiyacım konuşulabilir.”, “Bir hata yaptığımda yardım isteyebilirim.” deneyimini ne kadar çok yaşarsa, bunları ilerleyen yıllarda kendi ilişkilerine taşıyabilmesi için o kadar güçlü bir zemin oluşur.
Çünkü çocuk duygusunu söylediğinde hemen yargılanıyorsa, yaptığı bir hatayı anlattığında ağır bir tepkiyle karşılaşıyorsa veya “Sana bunu kaç kere söyledim?” ile karşılanacağını düşünüyorsa, zaman içinde paylaşmak yerine saklamayı tercih edebilir. Oysa bizim istediğimiz şey çocuğumuzun yalnızca uyumlu olduğu zamanlarda değil, en çok zorlandığı zamanlarda da bize gelebilmesi.
Bu güveni yalnızca “Her şeyi bana anlatabilirsin.” diyerek veremeyiz. Günlük hayatın içinde onu nasıl dinlediğimiz, duygularına nasıl karşılık verdiğimiz, hatalarına nasıl yaklaştığımız ve sınırlarını nasıl gözettiğimizle oluşturuyoruz.
Hayır. Ebeveynlerin en çok zorlandığı noktalardan biri tam olarak burası: “Çocuğumun duygusunu kabul edersem istediğini yapmak zorunda kalırım.” “Onu dinlersem otoritem zayıflar.” Oysa sağlıklı iletişim bunların hiçbiri değil.
Bu eğitimde
Her davranışın altında bir ihtiyaç karşılama girişimi vardır.
Çocuğun davranışını yalnızca “problem” olarak görmek yerine, altında hangi ihtiyacın olabileceğini fark etmeyi çalışacağız.
Çocuğumuzun duygusunu kabul etmek, onun her davranışını kabul etmek değildir.
Duyguya alan açıp davranışa sınır koyabiliriz.
Bazen çocuğumuzun yaptığı şeyden çok, bizim zihnimizde olanlar tepkimizi belirler: “Beni dinlemeli.” “İyi anne böyle davranmaz.” “Kontrolü kaybetmemeliyim.” Bu düşüncelerin hangileri gerçekten size ait?
Çocukları gerçekten duyabilmek için önce yorumlarımızla gözlemlerimizi ayırmayı öğrenmek gerekir. Çünkü yaptığınız yorum ve yargılar iletişimde olduğunuz kişiyi savunmaya geçirir.
Ebeveynlikte amaç çocuğa karşı kazanmak değil; birlikte çözüm bulabilmek, konuşup anlaşabilmek.
“Bir daha bağırmayacağım.” Bunu kaç kez kendinize söylediniz? Ama o an geldiğinde yine kendinizi bağırırken bulduysanız:
ele alacağız.
İletişim yalnızca kriz anlarında kullandığımız cümlelerden oluşmaz. Çocuğun sorumluluk alması, katkısının görülmesi ve aile içinde söz sahibi olması da ilişkinin bir parçasıdır. Bu bölümde:
üzerinden günlük hayatı kolaylaştıracak yolları konuşacağız.
Bu eğitimde yalnızca videoları izleyip not almakla kalmayacaksınız. Her bölümde öğrendiklerinizi kendi hayatınıza taşıyabileceğiniz pratikler olacak.
Çünkü eğitimin amacı, “Dün olsa farklı tepki verirdim, bugün başka bir seçeneğim olduğunu fark ettim.” diyebilmek ve adım adım buna uygun hareket etmek.
Asıl hedef söz dinleyen, her söylediğimizi kabul eden çocuklar yetiştirmek değil. Kendini ifade edebilen, özgüvenli çocuklar yetiştirmek istiyoruz:
Ve bütün bunları yaparken başkalarının ihtiyaçlarını da gözetebilen çocuklar.
Bu eğitim kimler için?
Bu eğitim; çocuğuyla iletişiminde sürekli aynı döngüleri yaşamaktan yorulan, bağırmadan, tehdit etmeden ve cezalandırmadan sınır koymak isteyen, çocuğunun duygularını daha iyi anlamayı ve kendi duygularını da daha iyi yönetmeyi isteyen ebeveynler için hazırlandı.
Özellikle ekran, ödev, uyku, yemek, hazırlanma gibi günlük yaşamın tekrar eden konularında güç savaşları yaşayan; çocuğunun “hayır”larını anlamakta zorlanan; şefkatli olmakla sınır koymak arasında sıkışan ebeveynler için.
Çocuğunla her zaman aynı fikirde olmak zorunda değilsin. Her istediğini yapmak zorunda değilsin. Her zaman sakin olmak zorunda da değilsin. Ama ilişkinizi koruyarak sınır koymayı, duyguya alan açmayı, kendini ifade etmeyi, dinlemeyi ve gerektiğinde onarmayı öğrenebilirsin.
Küçük bir fark ediş, kurduğun farklı bir cümle, ona yaklaşma biçimin ya da bir çatışmanın ardından ilişkiyi onarma gayretin… Bunların hepsi ebeveyn-çocuk ilişkinize yeni bir kapı açacak.

Ben Kimim?
300 saate yakın “Şiddetsiz İletişim” eğitimi ve 50 saat Pozitif Disiplin eğitimi aldım. Çalışmalarımda ebeveyn-çocuk ilişkisine, çocukların duygusal ihtiyaçlarına ve ebeveynlerin zorlayıcı anlarda daha bilinçli ve şefkatli bir yaklaşım geliştirmelerine odaklanıyorum.
Bireysel ebeveyn danışmanlığı, ebeveyn atölyeleri ve eğitimlerle; ebeveynlerin çocuklarını daha iyi anlamalarına, zorlayıcı anlarda ne yapabileceklerini bilmelerine ve ilişkilerini koruyarak şefkatle sınır koyabilmelerine eşlik ediyorum.
Ebeveynlerle yaptığım çalışmalarda en çok karşılaştığım şeylerden biri: çocuklarına iyi gelmek isteyen ama zor anlarda nasıl davranacağını bilemeyen ebeveynler. Çocuğun öfkesi, ağlaması, sınırları zorlaması ya da yoğun duyguları karşısında ebeveynin de zorlanması çok anlaşılır. Bu yüzden çalışmalarımda yalnızca davranışa değil, davranışın ardındaki duyguya, ihtiyaca ve ebeveyn-çocuk ilişkisine odaklanıyorum.
Çünkü inanıyorum ki ebeveynlik, çocuğu büyütmenin yanında kendini de fark etmeyi, dönüştürmeyi ve iyileştirmeyi içeren bir yolculuk.
Ebeveyn-çocuk ilişkisi üzerine düzenli paylaşımlar içinInstagram: @feyza_seckiner
Eğer sen de çocuğunla daha az mücadele, daha fazla anlayış ve daha güçlü bir ilişki kurmak istiyorsan, bu eğitimde buluşalım.